" 

    kente gelenler arasında bir kan lekesi gibi duruyordum, aşkların ve ihanetlerin açtığı bir yaradan damlamış. biliyordum,bir çocuğu sevmak, eve gümüş ve şarap götürmek, hava kararmış mı diye pencereden başını çıkarıp bakmak, eski bir hasat gününü konuşmak, ağustos öğlesinde gölgeler boyunca yürümek, büyük bir belirsizlik içindi. toprakta susan gece de öyleydi. gecenin otları kuşatması, yoğun bir sessizlik halinde yolların kıyısına, evlerin arasına, pencere diplerine, birtakım belgelere, borulara, ipliklere, eşiklere sokulması da bu yüzdendi.

     
      şimdi hep birlikte dinliyoruz çölün sesini. başımız hep birlikte çevriliyor umulmadık atlılar gibi çıkıp gelen rüzgâra. imkansızın eteklerinde bekliyoruz ateşe verilmiş sorunun yanıtını: terkedilmiş otlakların, çiğnenmiş yasaların, ailenin, duanın ve devletin sürmesi için miydi onca çılgınlık? kentin imar planında en çok tartışılan hapisane ve mezarlık?

     

    ben güzüm. kuşların şafağa olan güveni için konuşuyorum. ağaçların akşamı kabulü için susuyorum. deltaların bozulmuş yataklarını düzeltiyorum. inkâr edilmiş bir geçmiş gibiysem sessizce eskiyen eşyalarda, yazın bastırılmış öfkesiyim.

     

    ben güzüm.

    derinim.

    (İlk Kar, Toplu Şiirler, Varlık Yayınları)   "